Çağın Hastalığı: Enerji Hilesi

Savaş ya da Kaç’tan Rezonansa Geçiş

Savaş ya da kaç, hepimizin doğuştan sahip olduğu fizyolojik bir hayatta kalma mekanizmasıdır. Bir tehdit algıladığımızda, sempatik sinir sistemimiz harekete geçer, böbrek üstü bezlerini uyarır ve adrenalin ve diğer hormonların salınımını tetikler. Kalplerimiz daha hızlı atar, nefesimiz daha hızlı hale gelir, göz bebeklerimiz büyür ve titremeye veya terlemeye başlayabiliriz. Vücudumuz bizi kelimenin tam anlamıyla geri savaşmaya veya kaçmaya hazırlar.


Benan, danışanlarının hepsinin, özellikle de çok başarılı olanların, düzenli olarak savaş ya da kaç durumu yaşadıklarını erken fark etti. Birçoğu, ortaya çıkan enerjiyi yakıt olarak kullanabilmek için, bilerek ya da bilmeyerek bir stres durumu yaratıyor (ya da başka bir deyişle savaş ya da kaç durumunda kalıyorlardı! ).
Bu "hile" rekabet avantajı sağlıyordu ama aynı zamanda tüketiciydi.


Yeniden şarj olmak ve iyileşmek için zaman ayırmayan, neredeyse sürekli bir savaş ya da kaç durumunda olan insanlar stresli, gergin ve tükenmiş olurlar. Fiziksel bedenlerine odaklanırlar ve duygularından kopabilirler. Bu tür kaçınmanın gerçek fiziksel sonuçları olabilir; bastırılmış keder, öfke ve acı genellikle somatizasyon adı verilen bir süreçte fiziksel acı olarak ortaya çıkar.

İzleyin ve Hissedin

Savaş Kaç'tan Akışa

Bugünün insanı hızlı düşünüyor ama derin hissedemiyor. Sürekli meşgul ama hiçbir zaman gerçekten “mevcut” değil. Beden canlı, ama zihin hep tetikte. Modern çağ, bu hâle hâlâ bir isim veremedi. Benan Olcay veriyor: Enerji Hilesi. Bu hile, kişinin kendini “enerjik” zannettiği ama aslında sürekli alarmda olduğu sahte bir varoluş hâlidir.

Meditatif Yaşam

21. yüzyıl insanı, savaş-kaç mekanizmasını sadece tehlike anında değil, her an çalıştırıyor. Yetişmesi gereken işler, dijital uyarılar, onay ihtiyacı, “başarılı” olma baskısı… Amigdala sürekli alarmda. Sempatik sistem sürekli devrede. Ve bu yüksek alarm hâli, enerji zannediliyor. Tıpkı çakma bir ampul gibi: Yanıyor ama ısıtmıyor. Aydınlatıyor gibi ama göstermiyor.

Refleksten Rezonansa

Enerji hilesiyle yaşayan beden, rezonans üretemez; sadece refleks üretir. İnsan bu döngüde, fark etmeden ruhunu ve sinir sistemini çökertir. Çözüm ise dışta değil, içte: Rezonans Alanı. Benan Olcay’dan açılan meditasyon alanında, beden dışsal telkine gerek duymadan kendi iç işletim sistemini hatırlar. Çünkü beden aslında bilir. Bilgiye değil, hatırlamaya ihtiyacı vardır.

2000 yılı itibariyle yeni bir çağa geçildi. Bütünsel olarak bu yeniye uyumlanmak artık bir felsefe değil doğal yaşam halidir. Enerji hilesinden çıkmak artık bir lüks değil; çağdaş bir sağlık gerekliliğidir. Bu hızlı çağın sorusu artık: “Ne kadar çalıştın?” değil, “Nasılsın olmalıdır” Bedenin doğal akışına, içsel zekaya ve kozmik uyuma dönmek, bir spiritüel trend değil; zamanın hakikatidir. Rezonansa uyanan beden, savaş-kaçtan çıkıp, yeniden yaşamaya başlar. Hız bu yöntemin alameti farikasıdır.

Günümüzün hızlı tempolu dünyasında, her adımda uyarıcılarla bombardımana tutuluyoruz ve bu da bizi neredeyse sürekli bir savaş ya da kaç durumuna sokuyor. Farkında olmadan, hayatta kalmak için muazzam miktarda enerji harcıyoruz. İnsanlara bu enerjiyi sürdürülebilir bir şekilde büyümeye, yaratıcılığa ve ilerlemeye nasıl yönlendireceklerini öğretiyorum.

Dönüştürücü Akış Durumuna Erişim

Benan, ileri seviye enerji meditasyonu deneyimi derin dalınç halini bedensel, zihinsel, duygusal, ruhsal … bütünsel kombinasyonunu kullanarak alandakilerin zihinlerine, bedenlerine ve enerji sistemlerine bağlanmalarına yardımcı olur. Bu bağlantı onları savaş ya da kaç durumundan çıkarıp başka bir şeye, akışa iter.

Akış, pozitif, enerjik bir odaklanmadır; kaygı veya acıdan uzak bir varlık, yaratıcılık ve keyif duygusudur. Akış durumu, bedenlerimizden ve zihinlerimizden en iyi şekilde yararlanmamızı sağlar. Ve herkes bunu başarabilir.

Onarıcı akış durumunda, insanlar tam olarak anda kalırlar ve kendilerini gerçek anlamda içinde bulundukları ana kaptırabilirler.